Uzun zamandır, kişiler arasında fark ettiğim, bazen de maruz kaldığım, empatiden yoksun diyaloglar gözlemliyorum. Hepimiz sosyal varlıklarız ve sevincimizi, üzüntümüzü, kaygımızı paylaştıkça kendimizi daha iyi hissediyoruz. Nedense bu paylaşımlarda, belki de hepimizin yaptığı, hiç hoş hissettirmeyen bir tutum var. Ben buna ‘seninki yine iyi’ tutumu diyorum. Örnekler saymakla bitmez;
Seninki yine iyi, işten erken çıkıyorsun, ben akşam geçe saate kadar çalışıyorum!
Seninki yine iyi, sen bir çocukla uğraşıyorsun, bende iki çocuk var!
Seninki yine iyi, bende hem boyun hem bel fıtığı var!
Seninki yine iyi, benim bir de temizlik takıntım var!
Seninki yine iyi, benim eşim daha çok uğraştırıyor, çocuk gibi!
Seninki yine iyi, benim kayınvalidemin nazı hiç bitmiyor!
Seninki yine iyi, benim çocuk hiç durmuyor!
Seninki yine iyi, benim sorumluluklarım daha ağır!
Bu ‘seninki yine iyi’ler buraya sığamayacak kadar çok. Nerden biliyoruz biri diğerinden daha çok sıkıntı çekiyor? Kişilerin bütün koşulları eşit mi ya da stresi algılama durumu aynı mı? Ama bildiğimiz bir şey var, sıkıntımızı paylaşırken karşı karşıya kaldığımız bu tutum, kendimizi hiç iyi hissettirmiyor. Dertleşmekten ziyade insana yeni bir dert ekliyor. .
Bu empatiden uzak tutum, *narsistik kişilik örüntüsünü anımsatıyor; Her şeyin ‘en’i bende! .
Kimin ‘en’ olduğunu yarıştırmaktan ziyade, birbirimizi gerçekten dinleyebilmeyi temenni ediyorum…
*Narsistik kişilik örüntüsü: Bireyin kendi önemini abartması, özel olduğunu düşünmesi. Güçlü bir hakketme duygusu ve hayran olunma ihtiyacına sahip olması. Empati yoksunluğu ve kibirli davranışlar göstermesi.