Yanımızdaki Yaren

Birçoğunuzun bildiği gibi bir süredir Londra’da ikamet ediyorum. Bugün annem ve babamla gitmek istediğimiz müzeyi ararken uzaktan müze sandığımız binanın yakınına gelince, hastane olduğunu anladık ve bir hayli şaşırdık. Bizi şaşırtan binanın kendisi değildi. Bina buradaki alışık olduğumuz binalar gibiydi; fakat Türkiye’de büyük şehirdeki hastanelere göre çok sakindi. Hani denir ya neredeyse in cin top oynuyordu. Etrafında ne insan ne de araba trafiği vardı. Hastanenin etrafında hiç restoran, market, büfe de yoktu.

Bu sakinlik bariz kültür farkının göstergesi gibi geldi bana. Kolektivist bir toplum olarak, bireyci batı toplumundan ayrıldığımız kültür örneklerinden yalnızca bir tanesi. Mesela biz hastanede yatmak zorunda olsak, refakatçimiz olur, bizi ziyarete gelen bir sürü eş, dost, akrabamız olur. Hatta doktor randevusuna giderken bile yanımızda bize yarenlik eden yakınımız olur. E tabi bu kadar kalabalığın içinde de ihtiyaçları karşılamak üzere konuşlanmış marketi, restoranı, büfesi, hatta seyyar köftecisi, simitçisi olur. Ve iyi ki de olur.

Bizi biz yapan bu özelliklerimizi kaybetmememiz dileğiyle…



designed by Freepik - Magnific.com